21 Kasım 2020 Cumartesi

Bilimsel Etik Kavramı ve İntihal: Türk Anayasası ve Kanunlardaki Karşılığı

Bilimsel Etik Kavramı ve İntihal: Türk Anayasası ve Kanunlardaki Karşılığı


Bilimsel Etik Kavramı ve İntihal: Türk Anayasası ve Kanunlardaki Karşılığı

Muhammed Said KARDAŞ[1]

 

 

Özet: Bilimsel tez bir konudaki bilgiyi derleyip toparlamak ve üzerine yeni bilgiler ilave etmek amacıyla yazılır. Gerek yazım gerekse derleyip yararlandığı bilgiyi kullanma esnasında bir takım metotlara ve kaidelere uyulması bilimsel etik anlamına gelir. Bilimsel etik kavramı çok külli bir manaya geldiği gibi bir araştırmacının çalışmasında bu kavrama bağlılığı yaptığı işin ciddiyetini gösterir. Ancak araştırmacılar tarafından bilimsel etiğe uyulmadığı durumlar da vardır. Bu çalışmada bilimsel etik kavramı kısaca ele alındıktan sonra etiğin en çok çiğnendiği konu olan intihal meselesi önce kavram olarak ele alınacak, ardından 1982 Anayasası ve ilgili Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda suç olarak tanımlandığı gösterilecek ve cezai müeyyideleri anlatılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Bilimsel Etik, İntihal, Anayasa, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

Summary: Scientific thesis is written in order to compile and gather information on a subject and to add new information on it. Compliance with some methods and rules during both writing and using the information that is compiled and utilized means scientific ethics. The concept of scientific ethics has a very general meaning and a researcher's adherence to this concept in his work, shows the success of his work. However, there are situations in which scientific ethics are not followed by researchers. In this study, firstly, the concept of scientific ethics will be discussed. Then, the issue of plagiarism, which is the most violated issue of ethics, will be discussed as a concept, Finally it will be shown that plagiarism defined as a crime in the Turkish Constitution and the related laws.

Key Words: Scientific Ethics, Plagiarism, Turkish Constitution.

 

Giriş:

Bilim tabiatı gereği kümülatif, birikmeci bir uğraştır. Herhangi bir bilim dalı ile iştigal eden araştırmacı bilimsel olarak addedilecek bir çalışmaya imza atabilmek için öncelikle iyi tahdit edilmiş bir konu seçmek zorundadır. Ardından eserini telif ettiği âna gelinceye kadar o konu hakkında yapılmış bütün çalışmaları görmek, tüm literatüre hâkim olmak durumundadır. Dahası o konuda mevcut bulunan çalışmaları münekkit bir nazarla incelemeli, yapacağı çalışmada kendisinden önceki araştırmacıların bulgularından yararlanmalıdır. Aksi takdirde “Amerika’yı yeniden keşfeden”, mütekerrir olarak tanımlayabileceğimiz bir çalışma gerçekleştirmiş olur ki, tahmin edeceğiniz gibi söylenen bir bilgiyi yineleyen bu çalışmanın kimseye bir faydası yoktur. Bu tip bir çalışma zaman, emek ve para israfıdır.

Bir araştırmacının kendisinden önceki çalışmaları bilme zarureti, eserini oluştururken uyması gereken kurallar bütünü ile birlikte bir metodolojiyi ve buna binaen bilimsel etik kavramını doğurur. Bazı araştırmacıların ise eserlerini kaleme alırken etik kuralları çiğnediği ve gerekli ilmi ciddiyete sahip olmadığı bir gerçektir.

 

Bilimsel Etik

Bilimsel etik kavramı kendisini daha ziyade ihlal edildiği durumlarla tanımlamaktadır. Bu nedenle bilimsel araştırmalarda etiğin ne olduğunu anlamak için TÜBİTAK’ın 2006 tarihli raporuna göz atmak gerekir. Mezkûr rapor etik ihlallerini şu şekilde listelemektedir;

• Uydurma (fabrication): Araştırmada bulunmayan verileri üretmek, bunları rapor etmek veya yayımlamak.

• Çarpıtma (falsification): Değişik sonuç verebilecek şekilde araştırma materyalleri, cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında değişiklik yapmak veya sonuçları değiştirmek.

• Aşırma (plagiarism): Başkalarının metotlarını, verilerini, yazılarını ve şekillerini sahiplerine atıf yapmadan kullanmak.

• Duplikasyon[2] (duplication): Aynı araştırma sonuçlarını birden fazla dergiye yayım için göndermek veya yayımlamak.

• Dilimleme (Least Publishable Units): Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde ayırarak çok sayıda yayın yapmak.

• Destek belirtmeme: Desteklenerek yürütülen araştırmaların sonuçlarını içeren sunum ve yayınlarda destek veren kurum veya kuruluş desteğini belirtmemek.

• Yazar adlarında değişiklik yapma: Araştırma ve makalede ortak araştırıcı ve yazarların yazılı görüş birliği olmadan, araştırmada aktif katkısı bulunanların isimlerini çıkartmak veya yazarlıkla bağdaşmayacak katkı nedeniyle yeni yazarlar eklemek veya yazar sıralamasını değiştirmek.

• Diğer: Araştırma ve yayın etiği ilkeleriyle bağdaşmayan diğer davranışlarda bulunmak.[3]

 

Bilimsel etik ve yayın hakkında bir yönerge yayınlayan YÖK, diğer raporlardan hareketle bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı davranışları “İntihal, Sahtecilik, Çarpıtma, Tekrar Yayım, Dilimleme ve Haksız Yazarlık”[4] olarak belirlemiştir.

YÖK’e göre diğer etik ihlal türleri şunlardır:

“a) Destek alınarak yürütülen araştırmalar sonucu yapılan yayınlarda destek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ile bunların katkılarını belirtmemek,

b) Henüz sunulmamış veya savunularak kabul edilmemiş tez veya çalışmaları, sahibinin izni olmadan kaynak olarak kullanmak,

c) Yayınlarında hasta haklarına riayet etmemek,

ç) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda veya diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak,

d) İncelemek üzere görevlendirildiği bir eserde yer alan bilgileri eser sahibinin açık izni olmaksızın yayımlanmadan önce başkalarıyla paylaşmak,

e) Bilimsel araştırma için sağlanan veya ayrılan kaynakları, mekânları, imkânları ve cihazları amaç dışı kullanmak,

f) Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlal isnadında bulunmak, 

g) Bilimsel bir çalışma kapsamında yapılan anket ve tutum araştırmalarında katılımcıların açık rızasını almadan ya da araştırma bir kurumda yapılacaksa ayrıca kurumun iznini almadan elde edilen verileri yayımlamak,

ğ) Araştırma ve deneylerde; hayvanlara ve ekolojik dengeye zarar vermek, çalışmalara başlamadan önce alınması gereken izinleri yetkili birimlerden yazılı olarak almamak, mevzuatın veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ilgili araştırma ve deneylere dair hükümlerine aykırı çalışmalarda bulunmak,

h) Araştırmacılar veya yetkililerce, yapılan bilimsel araştırma ile ilgili olarak muhtemel zararlı uygulamalar konusunda ilgilileri bilgilendirme ve uyarma yükümlülüğüne uymamak,

ı) Bilimsel çalışmalarda, diğer kişi ve kurumlardan temin edilen veri ve bilgileri, izin verildiği ölçüde ve şekilde kullanmamak, bu bilgilerin gizliliğine riayet etmemek ve korunmasını sağlamamak,

i) Araştırma ve deneylerde mevzuatın veya Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ilgili araştırma ve deneylere dair hükümlerine aykırı çalışmalarda bulunmak. 

j) Akademik atama ve yükseltmelere ilişkin başvurularda bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak.

k) Akademik teamüllere aykırı olarak bir doçent adayında etik açıdan beklenmeyen tutum ve davranışlarda bulunmak.

l) Başvuru dosyasında mevcut olmayan bir dergiyi mevcut yahut indekslerde taranmayan bir dergiyi taranıyor gibi göstererek, ya da hakemli olmayan bir dergiyi hakemli olarak belirterek yayın yapmak.” [5]

Ancak yine YÖK’ün hazırlamış olduğu yönergede buna şerh düşülür. Bu yönergeye göre “Evrensel olarak tanınan bilim kuramları, bilim alanlarının temel bilgileri, matematik teoremleri ve ispatları gibi önermelerin çalışmalarda kullanılması etik ihlal olarak değerlendirilemez.” [6]

Etik dışı davranışlar yazarın -lakaytlık gibi- şahsi özelliklerinden yahut eserine gereken ihtimamı gösterecek vakti bulunmaması gibi nedenlerden kaynaklanır. Türkiye Bilimler Akademisi’nin 2002 yılında hazırlamış olduğu raporda bilimsel etiğe mugayir tutumların sebepleri dört başlık altında incelenmiştir.

“Bunlardan ilkini eğitim eksikliği olarak tanımlayabiliriz. Bireylere akademik yaşamlarının ilk yıllarında bilimsel araştırma eğitiminin ve disiplininin verilememesi bu tür davranışların nedeni olabilmektedir. İkinci etken bireysel özelliklerle açıklanabilecek unsurları içermektedir. Bireylerin bir an önce yükselme, ün kazanma arzuları ve hırsları nedeniyle uydurma ve aşırma yapmaları bu grup içinde değerlendirilmektedir. Bu tür davranışların özellikle bilim kültürü ve araştırma etiği normlarının yeterince yerleşmediği toplumlarda gelişme olanağı bulduğu raporda ayrıca belirtilmektedir. Üçüncü etken bilimde niceliğin niteliğin önüne geçmesi olarak tanımlanabilir. Fazla sayıda yayın yapma ile bilimsel saygınlığın artacağı yanılgısı olarak açıklanan bu durum özellikle son yıllarda üniversitelerde yayın sayısının akademik yükseltmelerde ölçüt olması ile aynı araştırmayı parçalar halinde farklı yerlerde yayımlamak gibi davranışların artmasına neden olmaktadır. Son etken ise mali nedenler içinde gruplandırabileceğimiz burs, proje veya sanayi desteğini yitirme korkusuyla yapılan etik dışı davranışları kapsamaktadır.”[7]

Yukarıda bahsedilen etik kavramlarına uymamak yalnızca Türk araştırmacılara münhasır bir özellik değildir. “Bilimsel yanıltmanın hemen her ülkede var olduğu düşünülmektedir. Genelde araştırıcı ve öğrenciler arasında yapılan anketlerde bazı bilim dallarında %40’lara varan oranlarda bilimsel yanıltma yapıldığı bildirilmiştir. Ancak yakalanan ve bir şekilde kanıtlanarak suçluların cezalandırıldığı durumlar çok daha azdır. Bu konuda dergi editörlerine büyük sorumluluklar düşmektedir” [8]

Şevket Ruacan bilimsel yanıltmayı kasıt güdülüp güdülmemesine göre 2’ye ayırır. Onun tanımlamasında “Özensiz araştırma” veya “disiplinsiz araştırma” adı verilen şeklinde aslında kötü niyetli olmayan ancak bilimsel metodolojiye uymayarak yanlış sonuçlara ulaşan araştırmacılar tanımlanmaktadır. Bilerek yapılan yanıltıcı yayınlar için ise “bilimsel sahtekârlık”, “bilimsel yalancılık”, “bilimsel saptırma” gibi başlıklar kullanılmaktadır.” [9] Yalancılık ve sahtekârlık bir kişiye itham edilecek en ağır suçlamalardandır.

 

İntihal Nedir?

İntihalin sözlük anlamı aşırmadır.[10] “Fikir ve sanat eserleri hukuku anlamında “kaynak gösterilmeden başkasının yapıtından alınan parça” anlamına gelen intihal kelimesi Arapçadan dilimize aynen geçmiştir. İntihal, Türk Hukuk Lügatı’na göre “başkasına ait bir telifi, güzel sanatlardan bir eseri, kendisine nispet etmek; bir kitabın ibarelerini, musiki bestesinin namelerini, takdim ve tehir ile veya aslının baştanbaşa hissolunur derecede ifade tarzını tahrif ile kendi namına vermek” anlamına gelmekte; hukukta ise “failin, bir başkasının eserine kendi eseri imiş gibi yani kendisi eser sahibiymiş gibi ismini vermesi veya bir eserden kaynak göstermeden alıntılar yapması yahut bir eserden yaptığı alıntılara ilişkin olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak göstermesi” olarak tanımlanmaktadır.”[11]

Bilimsel etikte belki de en sık ihlal edilen kural budur. Yukarıda bilimsel etiğe aykırı hareketlerin “yalancılık ve sahtekârlık” olarak tanımlandığını belirtmiştir. İntihal ise bu manalara ilaveten “hırsızlık” anlamına geliyor. İleride bunun Türk Anayasası ve kanunlarında da bu manaya geldiğini anlatacak ve bu suça karşılık gelen cezaları göreceğiz. Ancak öncesinde bir araştırmacının neden “hırsız” durumuna düştüğünü incelemekte fayda var.

Akademik yazım ve intihal meselesi hakkında araştırmalar yapan meşhur Diane Pecorari yaptığı incelemelerde ilginç sonuçlara ulaşmıştır. “Pecorari’nin 17 doktora öğrencisine ait raporlar üzerinde gerçekleştirdiği araştırmasında, öğrencilerin hazırladıkları raporlar orijinal kaynaklarla karşılaştırılmış, öğrenci ve öğrencilerin danışmanlarıyla görüşmeler yapılmıştır. Bulgular, öğrenci raporlarının intihal sayılabilecek bilimsel yanıltmalarla dolu olduğunu göstermiş; öğrencilerin raporlarına ilişkin görüşleri ve raporların analizi neticesinde, intihallerin kasıtlı olarak yapılmadığı ortaya çıkmıştır.[12] Yani kimi araştırmacılar genellikle dikkatsizlik sonucu bilmeden bu kabahati işlemektedir.

Ancak Jean Underwood ve Macar araştırmacı Attila Szabo intihal meselesi hakkında yazdıkları eserde farklı bir sonuç ortaya koymuştur. Onlar “291 üniversite öğrencisinin intihal hakkındaki tavır ve inançlarını araştırdığı çalışmalarında, öğrencilerin %50’den fazlasının interneti etik dışı kullanmanın kabul edilebilir bulduğu ortaya çıkmıştır. %30’luk dilim, rapor hazırlarken internet üzerinden erişim sağladığı kaynaktan izin almadan bilgileri kopyaladıklarını dile getirmişlerdir.” [13] Yani intihal yapan öğrencilerin çoğu yaptığının suç olduğunu bilmiyor yahut ciddiye almıyorlar. Öğrencilerin suç işlediklerini bilmiyor oluşları üniversitede ve öncesinde aldıkları metodolojik eğitimlerin eksik olduğunu gösterir. Ancak öğrencilerin ahlaki açıdan suçlu hissetmemeleri ise bundan çok daha ciddi bir eksikliğe delalet eder. Bu durum Underwood ve Szabo’nun örneklemindeki üniversite öğrencilerinin etik kavramının farkında olmamaları ve haiz olduğu ahlaki ehemmiyeti kavrayamamalarından kaynaklanmaktadır.

 

İntihal Türleri

“Plagiarism Spectrum Project kapsamında 2012 Mayıs ayında 900 eğitimciyle gerçekleştirilen ve eğitimcilerin en çok sorun yaşadıkları, en çok gözlemlenen intihal türlerini ele alan araştırma; güncellenmiş bir spektrum yayınlamıştır. Spektrumda yer alan intihal türleri, akılda kalıcı olması bakımından internet terimleriyle adlandırılmış ve karşılaşılma sıklığı da gözetilerek sıralanmıştır.

1. Kopya (Clone): Bir başkasına ait çalışmayı kelimesi kelimesine kendininki gibi sunma.

2. Ctrl-C: Belli bir kaynaktaki metnin belirli kısımlarını değiştirmeden kullanma.

3. Bul ve Kaldır (Find and Replace): Kaynağın esas içeriğini değiştirmeden sadece anahtar kelimeler ve ifadeleri değiştirme.

4. Karıştırma (Remix): Farklı kaynaklardaki paragrafları bir araya getirmek ve birleştirmek.

5. Geridönüşüm (Recycle): Atıfta bulunmaksızın, daha önceden yazarın kendisi tarafından yapılan çalışmalardan yüklü miktarda ödünç alma.

6. Melezleme (Hybrid): Atıf yapılmış kaynaklar ile atıf yapılmadan kopyalanmış kaynakları profesyonelce bir araya getirme.

7. Püre Yapma (Mashup): Birçok kaynaktan kopyalanan materyali karıştırma.

8. 404 Hatası (404 Error): Gerçekte var olmayan kaynaklara atıf yapma ya da kaynaklar hakkında yanlış bilgi verme.

9. Derleyici (Aggregator): Yararlanılan kaynaklara tam ve doğru bir şekilde atıf yapma ama özgün bir çalışma ortaya koyamama.

10. Re-Tweet: Kaynaklara tam ve doğru atıf verme, ama orijinal metnin ifade yapısına aşırı bağlı kalma.”[14]

Bu araştırma intihal meselesinin ne kadar komplike bir konu olduğunu gözler önüne sürer. Yani intihal sadece bir metni yahut onun bir bölümünü olduğu gibi almak ve kaynak belirtmeden kullanmak demek değildir. Kaynakları yanlış anlama ve yanlış kullanma, farklı kaynakların bilgilerini birbirine karıştırma, alıntılanan bir cümlenin anlamını bozmadan bazı kelimeleri eşanlamlıları ile değiştirmek de intihale girer.

            Plagiarism.org intihali kaynak göstererek ve göstermeyerek olarak 2 başlıkta inceler. Kaynağa atıf göstermeyen intihaller şunlardır:

• “Hayalet Yazar (The ghost writer): Bir başka kaynaktan kelime kelime tüm bilgiyi almak.

• Mevcut Yazı (Thepotluckpaper): Pek çok kaynaktan alarak kendine ait gibi göstermek.

• Zayıf / Yetersiz Gizleme (Kılık Değiştirme Saklama) (The poor disguise): Paragraf içindeki anahtar kelimeleri değiştirerek gizlemek.

• Kendinden Aşırma (The self-stealer): Kendisine ait önceki bir çalışmadan aynen almak.

• Fotokopi (The Photocopy): Belli bir kaynaktan hiç bir değişiklik yapmadan bir bölümü almak.

•Emek Tembelliği (The Labor of Laziness): Orijinal çalışma için çaba sarfetmek yerine çalışmanın büyük bir kısmını başka kaynaklardan alıntılarla doldurmak.

Kaynak göstererek yapılan intihaller ise şunlardır:

• Unutulan Dipnot (The forgotten footnote): Yazar adını vererek fakat tam künyeyi vermeyerek kaynağın orijinaline ulaşılma ihtimalini ortadan kaldırmak.

• Yanlış Bilgilendirme (The misinformer): Yanlış künye vererek kaynağın orijinaline ulaşılma ihtimalini ortadan kaldırmak.

• Fazla Mükemmel Alıntı (The Too-Perfect Paraphrase): Yazarın bire bir alıntı yaptığı kaynağa atıf yapması fakat tırnak işareti koymayı önemsememesi.

• Becerikli Atıf Yapma (The Resourceful Citer): Yazarın tüm kaynaklara atıf yapması, tırnak işareti kullanması fakat araştırmanın hiçbir orijinal fikir içermemesi.

• Mükemmel Suç (The Perfect Crime): Yazarın bazı yerlerde kaynaklara atıf yapması fakat yazının kalan kısımlarındaki analizlerin kendine ait olduğu fikrini yaratma düşüncesiyle bazı kaynaklara atıf vermemesi.”[15]

 

İntihalin Türk Anayasası ve Kanunlardaki Yeri

Bugün içinde yaşadığımız dünyayı etkileyen en önemli çokuluslu anlaşma olan, Türkiye’nin de imzacı olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi herkesin “sahibi bulunduğu her türlü ilim, edebiyat ve sanat eserlerinden mütevellit maddi ve manevi menfaatlerin korunmasına hakkı vardır”[16] şeklinde bir madde ile insanların eserlerinin haklarını da güvence altına almıştır. Bu anlaşmaya taraf olan Türkiye Cumhuriyeti de yürürlükte olan 1982 tarihli anayasasında 25, 26, 27 ve 28. Maddelerinde sırasıyla düşünce ve ifade özgürlüğü, ifadenin tebliğ edilmesi özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü ile basın özgürlüğünü garanti altına almıştır. İlgili anayasa maddelerinin tam metni şöyledir:

“MADDE 25. — Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

MADDE 26. — Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

MADDE 27. — Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir. Yayma hakkı, Anayasanın 1’inci, 2’nci ve 3’üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.

MADDE 28. — Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak İzin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz.”[17]

Yine Türkiye Cumhuriyeti anayasası 64. maddesinde “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”[18] diyerek sanat ve ifade özgürlüğü bir kez daha vurgulanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel, en mukaddes vesikası olan anayasada ifade, ifadeyi yayma, bilim ve sanat ile basın özgürlüğü vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinden, sanat ve sanatçının korunması ise devletin görevlerinden kabul edilmiştir.

Anayasada devlete verilen sanat ve sanatçının korunması görevine binaen 1951’de Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu yürürlüğe girmiştir. Zamanla güncellenen kanun 2004 yılında AK Parti hükümetince açıklanan demokratikleşme paketi kapsamında yapılan ve çeşitli kanunları güncelleyen 5101 sayılı kanun ile günümüzdeki halini almıştır.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) alıntı ve intihal meselelerini en yetkin ve mufassal şekilde inceleyip tanımlamıştır. FSEK’in 35. Maddesi iktibas yani alıntı yapmadaki haddi belirler. Mezkûr maddesinde kanun “Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir: 1. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması ... İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.”[19] Kanunun verdiği cevaz eserin yayımlanmış olması, alıntılanan kısmın belli olması ve eserin künyesini belirtecek şekilde açık bir atıf yapılması kaydına bağlıdır. Günümüzde kullanılan yöntemde alıntı, tırnak işareti dediğimiz “” işaretlerinin arasına yazılarak belirtilmelidir. Ayrıca çeşitli dipnot yöntemleri aracılığıyla, kullanılan eserin künyesini tam bir şekilde vermek, bir makalenin prestijli, uluslararası bir dergide yayınlanabilmesi için zorunludur.

FSEK’in 71. maddesi bir eserden izinsiz ve/veya atıfsız yararlanmanın cezasını belirler. Ciddi bir suç olan intihalin cezai müeyyidesini belirleyen bu maddedir. İlgili 71’inci maddeye göre:

1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.

3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.

4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”[20]

Velhasıl-ı kelam, halk arasında korsancılık olarak bilinen bir eseri izinsiz çoğaltmak ve bir başkasının eserine kendi eseri olarak ad koymak ve dağıtmak suçları ayrı ayrı tanımlanmış olup cezai karşılığı 5 yıla kadar hapistir. Korsancılık suçunun cezası için adli para cezasına da hükmedilebilir.

Bir eserden kaynak göstermeden alıntı yapmak, yani intihal yapmak 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir. Hak sahibinden izinsiz, yayımlanmamış bir eserin içeriği hakkında kamuya beyanda bulunmak 6 aya kadar hapis cezasına tabi bir suçtur. İntihal meselesinde en sık yapılan yanlışlıklardan birinin yanlış atıf yapmak olduğunu belirtmiştik. 5846 sayılı FSEK’te bu durum da 6 aya kadar hapis cezası gerektiren bir suçtur.

Aynı kanuna göre bir eseri tanınmış birinin adını kullanarak çoğaltmak, dağıtmak, yaymak ve yayımlamak 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılması icap eden bir suçtur.

“Fail aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı eserlerinde aynı kişiye ait bir veya birden fazla eserden kaynak göstermeden iktibasta bulunur ise bu durumda zincirleme suç söz konusu olur. Bu durumda aynı neviden fikri içtima hükümleri gereğince faile tek bir ceza verilir, ancak bu ceza belli oranlarda artırılır.”[21]

Hata ile yani kasıt gütmeden intihal yapmanın yayın bir hata olduğunu belirtmiştik. Bu durumlarda “İntihal suçları bakımından kusurluluğu etkileyen bir hal olarak haksızlık hatası değerlendirilebilir. İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi cezalandırılmaz. Kişinin bir eserden kaynak gösterilmesine ilişkin normun varlığını ve kapsamını bilmemesi yani hataya düşmesi ve düştüğü hatanın kaçınılmaz olması durumunda kusurluluk mevcut olmayacağından failin cezai sorumluluğuna gidilemez. Düşülen hatanın kaçınılabilir olması durumunda ise fail kusurlu kabul edilecek ancak bu durum cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.” [22]

Sonuç:

Bilimsel etik ve yayın etiği her araştırmacının, yazarın ve bilim yaptığı iddiasında bulunan insanların uyması gereken kurallar bütünüdür. Buna uymak kişinin disiplinini ve ilmi yeterliliğini gösterdiği gibi yasal bir zorunluluktur. Çünkü İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde eserlerini korumak ve onlardan faydalanmak da temel insan haklarından sayılmıştır. Bu beyannamede imzacı bütün devletler gibi Türkiye Cumhuriyeti de anayasasında bunu koruyup destekleyeceğinin garantisini vermiştir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile de kişilerin eserlerine yönelik suçlar belirlenmiş ve karşılıkları olan cezalar kararlaştırılmıştır. Bir alıntının intihal derecesinde olup olmadığı, ne ölçüde alıntı yapılabileceği gibi konular yine aynı kanunla sabittir. Ayrıca YÖK de bilimsel araştırmalarda ve yayınlarda uyulması gereken kuralları belirlemiş ve etik dışı davranışları tanımlamıştır.


 

KAYNAKÇA

BAKIRMAN, Büşra Demiral, “İntihal Suçları”, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, III/2, İstanbul, 2015, ss. 57-78.

RUACAN, Şevket, “Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Etik İlkeler” (kısaltma: Etik İlkeler), Gazi Tıp Dergisi XVI/4, Ankara, 2005, ss. 147-149.

UÇAK, Nazan Özenç, Hatice Gülşen Birinci, “Bilimsel Etik ve İntihal” (kısaltma: Bilimsel Etik), Türk Kütüphaneciliği, XXII/2, İstanbul, 2008, ss. 187-204.

YAŞAR, Ecmel, “Akademik İntihal, Nedenleri ve Çözüm Önerileri” (kısaltma: İntihal Nedenleri), Uluslararası Eğitim Araştırmacıları Dergisi, I/1, Kilis, 2018, ss. 34-44.

 

İnternet Kaynakları:

https://sozluk.gov.tr/: İntihal Maddesi, erişim tarihi: 08. 11. 2020.

http://www.uak.gov.tr/yonetmelikler/Yay%C4%B1nEti%C4%9FiY%C3%B6nergesi_140318.pdf: erişim tarihi: 06.11.2020.

Resmi Gazeteler:

“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”, 27 Mayıs 1949 Tarihli, 7217 Sayılı Resmi Gazete.

“Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu”, 5 Aralık 1951 Tarihli, 7981 Sayılı Resmi Gazete.

“1980 Anayasası Anayasası”, 9 Kasım 1982 Tarihli, 17863 Sayılı Resmi Gazete.


[1] Muhammed Said Kardaş, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, Yüksek Lisans Öğrencisi.

[2] Dublikasyon: Yineleme, çoğaltma.

[3] Nazan Özenç Uçak-Hatice Gülşen Birinci, “Bilimsel Etik ve İntihal” (kısaltma: Bilimsel Etik), Türk Kütüphaneciliği, XXII/2, İstanbul, 2008, ss. 190-191; Şevket Ruacan, “Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Etik İlkeler” (kısaltma: Etik İlkeler), Gazi Tıp Dergisi XVI/4, Ankara, 2005, ss. 147-149; Ecmel Yaşar, “Akademik İntihal, Nedenleri ve Çözüm Önerileri” (kısaltma: İntihal Nedenleri), Uluslararası Eğitim Araştırmacıları Dergisi, I/1, Kilis, 2018, s. 37.

[4] 29.08.2012 tarihli YÖK kararı, “Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi” (kısaltma: YÖK Yönergesi), 3. Madde.

http://www.uak.gov.tr/yonetmelikler/Yay%C4%B1nEti%C4%9FiY%C3%B6nergesi_140318.pdf: erişim tarihi: 06.11.2020.

[5] YÖK Yönergesi, 4. madde, 2. bent.

[6] YÖK Yönergesi, 5. madde.

[7] Nazan Özenç Uçak-Hatice Gülşen Birinci, “Bilimsel Etik”, s. 192.

[8] Şevket Ruacan, “Etik İlkeler”, s. 149.

[9] Şevket Ruacan, “Etik İlkeler”, s. 147.

[10] https://sozluk.gov.tr/: İntihal Maddesi, erişim tarihi: 08. 11. 2020.

[11] Büşra Demiral Bakırman, “İntihal Suçları”, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, III/2, İstanbul, 2015, ss. 60-61.

[12] Ecmel Yaşar, “İntihal Nedenleri”, s. 39.

[13] gös. yer.

[14] Ecmel Yaşar, “İntihal Nedenleri”, s. 38.

[15] Nazan Özenç Uçak-Hatice Gülşen Birinci, “Bilimsel Etik”, ss. 191-192.

[16] “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”, 27. Madde, 2. Bent, 27 Mayıs 1949 Tarihli, 7217 Sayılı Resmi Gazete.

[17] “1980 Anayasası Anayasası”, 25-26-27-28. maddeler, 9 Kasım 1982 Tarihli, 17863 Sayılı Resmi Gazete.

[18] “1980 Anayasası Anayasası”, 64. madde, 9 Kasım 1982 Tarihli, 17863 Sayılı Resmi Gazete.

[19] “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu”, 35. madde, 5 Aralık 1951 Tarihli, 7981 Sayılı Resmi Gazete.

[20] “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu”, 71. madde, 5 Aralık 1951 Tarihli, 7981 Sayılı Resmi Gazete.

[21] Büşra Demiral Bakırman, “İntihal Suçları” s. 74.

[22] gös. yer.

Yorum Gönderme